Dünyanın merkezi sandığınızdan daha yakın

Dedeman

E-BÜLTEN

ŞİMDİ AYIRT
OTEL BİR OTEL

SEÇİN

  • BİR OTEL SEÇİN
  • DEDEMAN İSTANBUL
  • DEDEMAN BOSTANCI HOTEL & CONVENTİON CENTER
  • PARK DEDEMAN BOSTANCI
  • PARK DEDEMAN ESKİŞEHİR
  • DEDEMAN PALANDÖKEN
  • DEDEMAN PALANDOKEN SKİ LODGE
  • PARK DEDEMAN GAZİANTEP
  • DEDEMAN KONYA HOTEL & CONVENTİON CENTER
  • PARK DEDEMAN DENİZLİ
  • DEDEMAN ŞANLIURFA
  • DEDEMAN TOKAT
  • DEDEMAN ZONGULDAK
  • PARK DEDEMAN ELAZIĞ
  • PARK DEDEMAN TRABZON
  • DEDEMAN ERBİL
  • DEDEMAN OSKEMEN TAVROS
  • PARK DEDEMAN KASTAMONU
GİRİŞ

17

EKİM

ÇIKIŞ

18

EKİM

ŞİMDİ AYIRT
Şirket / Promo Kod
Geri Bildirim Formu
Güvenlik Kodu

Dünyanın merkezi sandığınızdan daha yakın

"Aa ne güzel, ne şirin" dediğiniz Pamukkale esasen muazzam bir doğa hadisesi. Dünyanın merkezinin kımıl kımıl kaynağının bir kanıtı. Her gezginin mutlaka görmesi gereken bir yer! 

Adı “Pamukkale” ama ortada ne pamuk var ne de kale. Burası aslında yeraltından çıkan suların oluşturduğu bir doğa olayı. Şöyle düşünün: Yeraltında bir su var. Bu su mağmaya yakın olduğu için sıcak. Kaynadıkça hareket ediyor. Ve bir çatlaktan yeryüzüne çıkıyor. 

Yeryüzüne çıkan sular küçük bir ırmak oluşturuyor. Bu ırmak geliyor geliyor geliyor ve sonra tatlı bir yamaçtan aşağıya inmeye başlıyor. Bu yamaçta girintiler ve çıkıntılar var. Dahası suyun içinde de çok fazla miktarda kireç var. Üstelik hava da sıcak.

İşte ondan sonra olanlar oluyor. Öncelikle hava sıcak olduğu için o akan su bir miktar buharlaşıyor. Daha yoğun bir sıvı kalıyor geriye. Kireç, sudan daha ağır olduğu için onun kadar akışkan değil. Düz bulduğu yerlerde çökmeye başlıyor. 

Geri kalan sıvı jelimsi bir maddeye dönüşüyor. Sonra bu jel sertleşiyor ve beyaz bir kayaya dönüşüyor. Bu kayalar minik minik havuzlar oluşturmaya başlıyor. Bu havuzlara da “traverten” deniyor. Gelen su artık bu havuzlara dolmaya başlıyor. On binlerce yıl sonra “pamuk”tan kocaman bir “kale”yi andıran masal gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. 

Bir efsaneye göre Pamukkale’nin suları bir zamanlar sihirliymiş. Ama bunu bilmeyen bir çoban kızı “çok çirkinim, artık ölmek istiyorum” diyerek kendini bu sulara atmış. Yoldan geçmekte olan bir prens kızı boğulmaktan kurtarmış ve “bu kadar güzel bir kız neden ölmek ister ki?” demiş. Kız, önce prensin onunla dalga geçtiğini sanmış. Sonra sudaki yansımasına bakmış ve çok güzel bir kıza dönüştüğünü fark etmiş. 

İnsanlar Pamukkale'yi 2600 yıl önce keşfetmiş. Millattan önce 6. yüzyılda ziyaretler başlamış. Milattan önce 3. yüzyılda ise travertenlerin hemen kıyısında Hierapolis şehri kurulmuş. Gördüğünüz zaman ağzınızın açık kalacağı bir antik şehir! Biraz yaratıcılığınız varsa daha şehre girerken eskiden neye benzediğini hayal edebilirsiniz. O kadar çok ipucu veriyor. 

Hierapolis Yunanca "kutsal şehir" demek. Tapınaklarından dolayı bu anlama geliyor ama asıl ünü hamamlarından geliyor. O kadar güzel hamamları varmış ki insanlar çok uzaklardan şifa bulmak için bu şehire gelirmiş. (Kim demiş eskiden turizm yok diye?) 

Hierapolis’in tam ortasında 1300 yıllık nefis bir antik havuz var. Burası aslında bir havuz olarak inşa edilmemiş. Şehrin çarşısıymış. Dükkanlar, dükkanların önünde revaklar, revakları ayakta tutan sütunlar... Sonra bir gün çok şiddetli bir deprem olmuş. Çarşı komple yıkılmış. Yıkılmakla kalmamış, bir de bir çukur oluşmuş. 

Şehir şifalı sular şehri ya... Her yerden bir su kaynıyor ya. Doğal olarak bu çukura da sular dolmuş. 

Zaman içinde bu sütunlarla dolu çukur insanların yüzdüğü bir yer haline gelmiş.. 

Güya buranın güzelleştirici sularından meşhur Mısır Kraliçesi Kleopatra da faydalanmak istemiş ve gelip burada yüzmüş. Gerçekten gelmiş mi bilmiyoruz ama havuzun ismi Kleopatra Havuzu kalmış. (Rehberlerin de uydurması olabilir) 

Fakat bu havuzda kar yağarken bile yüzebilirsiniz! Çünkü buradaki su yaz kış 36 derece! Yani banyo suyunuz kadar sıcak. 

Pamukkale’ye giderseniz travertenlerin yanı sıra Hierapolis şehrini mutlaka gezin. Hakikaten keyif alacaksınız. 

Ayrıca yeşildere Şelalesi’ni, Laodikeia Antik Şehri’ni, Kaklık Mağarası’nı gezmeyi ve teleferiğe binmeyi unutmayın sakın. 

Denizli'ye çarşıya giderseniz illa ki 6 saat pişmiş kuzuyu yemeniz gerek. Çatal bıçakın verilmediği tarihi dükkanda elle yenen pamuk gibi etin tadı hiçbir yerde yok, GezginSincap Mutlu Tönbekici demedi demeyin