Beş Duyuya Hitap Eden Şehir: GAZİANTEP

Dedeman

E-BÜLTEN

ŞİMDİ AYIRT
OTEL BİR OTEL

SEÇİN

  • BİR OTEL SEÇİN
  • DEDEMAN İSTANBUL
  • DEDEMAN BOSTANCI HOTEL & CONVENTİON CENTER
  • PARK DEDEMAN BOSTANCI
  • PARK DEDEMAN ESKİŞEHİR
  • DEDEMAN PALANDÖKEN
  • DEDEMAN PALANDOKEN SKİ LODGE
  • PARK DEDEMAN GAZİANTEP
  • DEDEMAN KONYA HOTEL & CONVENTİON CENTER
  • PARK DEDEMAN DENİZLİ
  • DEDEMAN ŞANLIURFA
  • DEDEMAN TOKAT
  • DEDEMAN ZONGULDAK
  • PARK DEDEMAN ELAZIĞ
  • PARK DEDEMAN TRABZON
  • DEDEMAN ERBİL
  • DEDEMAN OSKEMEN TAVROS
  • PARK DEDEMAN KASTAMONU
GİRİŞ

17

EKİM

ÇIKIŞ

18

EKİM

ŞİMDİ AYIRT
Şirket / Promo Kod
Geri Bildirim Formu
Güvenlik Kodu

Beş Duyuya Hitap Eden Şehir: GAZİANTEP

8 bin yıllık tarihini modern bir kentle harmanlayan; baklavası, kebapları, hanları ve çarşılarıyla ünlü Gaziantep, Anadolu'nun güneydoğusuna kurulmuş renkli bir sofra gibidir. Antep denince akla önce baklava ve kebaplar gelse de şaşırtıcı ölçüde zengin tarihi ve kültürel birikimiyle Türkiye'nin güneydoğusunu tanımak için mutlaka görülmesi gereken bir yer durur karşımızda. Kebapçılar, katmerciler, ciğerciler ve tabii ki baklavacılar, kente adım atanların iştahını kabartmak için yarışırlar. Kentin dar ve kıvrımlı sokaklarında yürümek, adım adım bulmaca çözmek gibi bir duygu uyandırır insanda. Kurtuluş Savaşı yıllarında, dar sokak aralarında yapılan kent savunması getirmiş zaferi. Sağlı sollu yüksek duvarlardaki kemerli kapılar kapandı mı, “hayat” içeride kalıveriyor şehirde. “Hayat”, kapalı avlulara verilen ad burada. Genellikle taş döşemeli olan avluların bazıları motiflerle süslü. Tıpkı çeşmeleri bezeyen gül kabartmaları gibi... Güneydoğu usulü taş işçiliğinin eşsiz örneklerini sergileyen geleneksel Antep evleri, eski ustaların eseri. Anteplilerin gözü gibi baktığı güzelim taş evler, yüzyılların alıp götürdüklerine karşın hâlâ kentin gözbebeği olan kale, ticaretin asırlardır oluk oluk yaşandığı Kalealtı, Bakırcılar Çarşısı, sokak aralarına dağılmış kâgir hanlar, tarihi camiler; renkler ve sesler panayırı olan bu kentin coşkulu ruh halinin izdüşümleri gibi âdeta... Kenti ikiye bölen Alleben deresini kucaklayan ve her akşam fıskiyelerden yükselen suların dans ettiği Yüzüncü Yıl Parkı'na yansıyan modern kent ise Gaziantep'in yeni yüzü. Kültürler kavşağı yörenin geçmişteki zenginliklerinden biri olan Yahudiler, Eyüboğlu'nda ve şimdilerde bir havra kalıntısının bulunduğu Düğmeci Mahallesi'nde yaşamış. Tepebaşı'nda 1892'de inşa edilen Ermeni Kilisesi, kentin çok kültürlü geçmişinin sembollerinden… 

MİSTİK, ZARİF VE İŞTAHLI

Tarihte pek çok uygarlığa kucak açan ve antik çağda Dolike adıyla anılan Gaziantep, 11. yüzyıldan itibaren Türklerin hâkimiyetine girmiş. Kurtuluş Savaşı yıllarında düşman işgaline karşı verdiği mücadele ile “Gazi” unvanına layık görülmüş. Kentin en yüksek tepesi Kudret Kayası’nın üzerinde yükselen Antep Kalesi, Hititlerden bu yana görkemli. Kalenin, Roma tiyatrolarının girişine benzeyen tüneli, 360 derece kent panoraması sunan mazgal ve seyir terasları, Osmanlı döneminden kalma cami ve hamam kalıntıları görülmeye değer. Yöre evlerinin en güzel örneklerini görmek için ise Şahinbey Mahallesi’ne uğramak gerek. Daracık sokak aralarında sıralanan evlerin yüksek taş duvarları, mahalle sakinlerini yazın kavurucu sıcaklarından korumak amacıyla inşa edilmiş. Antep evlerinin çoğu, alt katlarında “mağara” denilen bodrum katlarına sahip. Genellikle yiyeceklerin saklandığı bu bölümlere en güzel örnek, Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi olarak düzenlenen evde görülebiliyor. Adım başı kebapçı, baklavacı ile yerel motiflerle süslenmiş dokuma ve kumaş satan dükkânların arasında uzanan sokaklar, bakırcı ve baharatçılarıyla ünlü tarihi Uzun Çarşı’ya açılıyor. Çarşı ziyaretinden sonra sırada, sedef atölyeleri var. Birecik ve çevresindeki ören yerlerinden çıkarılan mozaik ve arkeolojik eserlerin sergilendiği Zeugma Müzesi, kentin en heyecan verici köşelerinden. Üç çeyrek bakışıyla Anadolu'nun Mona Lisa’sı olarak nitelendirilen dünyaca ünlü “Çingene Kızı Mozaiği” de burada sergileniyor. Gaziantep, tarihi camiler kenti aynı zamanda... En eskilerinden Ömeriye; ahşap çatılı minaresi ve gül ağacından oymalı minberiyle Boyacı; hamamı ve türbeleriyle Şeyh; bir zamanlar Mevlevi dervişlerinin makamı olan Tekke; görkemli taş işçiliği ve çan kulesi üstüne eklenen minareleriyle Kurtuluş, bu camilerden birkaçı... Tarihi boyunca bir ticaret merkezi olan Gaziantep, şanına yakışır bir çarşılar ve hanlar kenti görünümünde. Kürkçü Han, Tuz Hanı, Mecidiye Hanı ve Şıra Han, kent sokaklarında dolaşırken mutlaka varlıklarını hissettirecek size de. Gaziantep gezisini çevre turlarıyla zenginleştirmek isteyenler için Dülük Harabeleri ve Yeraltı Mezarları, Belkıs-Zeugma ile Rumkale ideal adresler arasında.

BAHARAT KOKULU SOKAKLAR

Antep'te akşamüstü saatlerde sokaklardan evlere çekilen hayatı, renkli bir telaş sarmalar. Ev kadınları, evlerin gündelik koşuşturmasının dışına çıkarak, akıl almaz bir üretim sürecine katılır. Günün erken saatlerinde, İnönü Mahallesi'ndeki evlerden yükselen fıstık çıtlatma sesleri, Demirligane ve Perilikaya Mahalleleri'nden sokağa yayılan keskin acı biber kokusu ve “yazlık” denilen teraslarda kurutulan dolmalık biber ve patlıcanlar, Savcı Mahallesi'ndeki dev kazanlara daldırıp çıkarılan cevizli sucuklar, hep kadınların ellerinden geçer. Ne de olsa yemek yemenin yaşam biçimi olarak görüldüğü bir coğrafyadır burası. Sabah kahvaltılarında katmer yeme alışkanlığı yaygındır. İnce açılmış yufka içine kaymak, fıstık, tereyağı ve şeker konularak yapılan katmere, bazen bal ve muz da eklenir. Kebap yemenin saati ise yoktur. Kahvaltıların sevilen spesiyali, ciğer kebabıdır mesela. Yüzyıllık Tahmis Kahvesi'ne uğrayıp bol köpüklü bir kahve içmek ise artık bir Antep klasiğidir. Tahmis Kahvesi, kentin en eski yerleşim yerlerinden Kozluca ile çarşı bölgesi Karatarla arasındaki yol üzerinde. Sokak aralarına dağılmış yemeniciler, iplikçiler, kavaflar, bakırcılar, aktarlar, salça, kuruluk (biber, patlıcan ve benzeri) fıstık, cevizli sucuk, üzüm tarhanası satan dükkânlar arasında kendini bulunca insan; renkli bir Doğu kentinde olduğunu hissedebilir. Sahi, onlarca çeşit baharatla tatlandırılmış kebap kokularının yükseldiği sokakların keskin egzotizmi başka nerede yaşanabilir? Kerem'in Aslı'ya yaktığı türküde bulunmaz Hint kumaşı olarak anılan ve Antep evlerinde el emeği göz nuru ile yaşatılmaya çalışılan Kutnu kumaşının, pırıl pırıl renklerle tel tel dokunmasına başka nerede tanık olunabilir? Başka nerede, Bakırcılar Çarşısı'ndan yükselen ritmik çekiç sesleri, insana eskilerde kalmış tatlı bir melodi gibi gelebilir? Özetle nicedir özlediğiniz bütün bu sesleri, renkleri ve kokuları duyumsamak için haydi Gaziantep'e gidiyoruz. Hemen şimdi... 

MELİH USLU 
Seyahat yazarı, FOOD and TRAVEL Türkiye dergisi yazı işleri müdürü, 
Hürriyet Seyahat gazetesi Büyük Jüri üyesi