Zümrüt Yeşili: Maçka

Dedeman

E-BÜLTEN

ŞİMDİ AYIRT
OTEL BİR OTEL

SEÇİN

  • BİR OTEL SEÇİN
  • DEDEMAN İSTANBUL
  • DEDEMAN BOSTANCI HOTEL & CONVENTİON CENTER
  • PARK DEDEMAN BOSTANCI
  • PARK DEDEMAN ESKİŞEHİR
  • DEDEMAN PALANDÖKEN
  • DEDEMAN PALANDOKEN SKİ LODGE
  • PARK DEDEMAN GAZİANTEP
  • DEDEMAN KONYA HOTEL & CONVENTİON CENTER
  • PARK DEDEMAN DENİZLİ
  • DEDEMAN ŞANLIURFA
  • DEDEMAN TOKAT
  • DEDEMAN ZONGULDAK
  • PARK DEDEMAN ELAZIĞ
  • PARK DEDEMAN TRABZON
  • DEDEMAN ERBİL
  • DEDEMAN OSKEMEN TAVROS
  • PARK DEDEMAN KASTAMONU
  • PARK DEDEMAN ADIYAMAN
GİRİŞ

01

ARALIK

ÇIKIŞ

02

ARALIK

ŞİMDİ AYIRT
Şirket / Promo Kod
Geri Bildirim Formu
Güvenlik Kodu

Zümrüt Yeşili: Maçka

Trabzon’un yamaçlarını örten yemyeşil ormanlarla çevrili Maçka, serin yaylalardan görkemli mabetlere, yerel lezzetlerden renkli festivallere her adımda yeni bir sürpriz sunuyor.

Trabzon'dan Zigana Dağları’na ağaç kokuları eşliğinde uzanan yol, 29’uncu kilometrede Maçka'ya ulaşıyor. Şehir merkezinden itibaren çok katlı binalar, yerini irili ufaklı köylere, mısır ve fasulye bahçelerine bırakıyor. Maçka yakınlarında ise yol bambaşka bir dünyaya açılıyor: Renk renk pazar tezgâhları, şık lokantalar ve kır kahveleri… Yöreye hayat veren Coşandere’nin gürül gürül çağlayan suları, bölgenin hazinelerinden biri olan Sumela Manastırı'nı işaret ediyor. Yol üzerinde sıralanan kır lokantaları yerel lezzetler sunan birer ziyafet mekânı. Sumela’nın girişinde otomobilimizi bıraktıktan sonra manastıra kadar yaklaşık 500 metre yolumuz var. Bol oksijenle enerji depolayıp patikayı tırmanmaya başlıyoruz.  

ŞAPELLER, KÜTÜPHANELER, ÇEŞMELER...
Gökyüzüne asılan bulutların arasından belli belirsiz seçilen Sumela Manastırı, Karadağ’ın içine oyulmuş gerçeküstü bir şatoyu andırıyor. 5’inci yüzyılda iki rahibin Meryem Ana’nın mezarının bulunduğuna inandıkları Altındere Vadisi’ne inşa ettirdiği manastır, bin küsur yıl boyunca büyütülerek bugünkü haline kavuşmuş. Önde peş peşe sıralanmış beş büyük bina ile arkasına gizlenmiş yüz kadar irili ufaklı konuttan oluşan manastır, göz kararı birkaç bin kişinin yaşayabileceği büyüklükte. Kiliseler, şapeller, kütüphaneler, çeşmeler, mutfaklar ile keşiş, misafir ve inziva odalarından oluşan manastırın bazı hücreleri, fresklerle süslü. Arka bahçedeki havuzlu çeşmenin suyu, yüzyıllardır kutsal kabul ediliyor. Bölgeyi çok iyi tanıyan profesyonel rehberlerin söylediklerine bakılırsa ağustos - eylül ayları arası Maçka’ya gitmek için en ideal dönem. Maçka’yı merkez alarak Trabzon’u gezmek de elinizde. Zağnos Paşa Köprüsü, Kanuni Evi, Ayasofya Kilisesi, Taşhan, Atatürk Köşkü, Tarihi Cephanelik ve Roma surlarının her biri, sadece bir – iki saat mesafede. Canlı alabalık, mısır çorbası, mıhlama, kuymak, hamsili kaygana, turşu kavurması, lahana sarması, minci peyniri, “fikoki” denilen böğürtlen şurubu ve güveçte köy sütlacı gibi yöresel yemeklerin tadına baktıysanız size bir önerimiz daha var: Tarihi evleriyle ünlü Akçaabat’ın sahiline kadar uzanıp yörenin meşhur köftesini mutlaka denemelisiniz. 

DAĞLARIN HAZİNESİ 
Çam, köknar, kayın, kızılağaç ve kestane ormanlarıyla kaplı Zigana Vadisi’ne doğru gittikçe güzelleşip dağların içine sokulan yol, 2 binli rakımlarda yoğun bir sis tabasının içinde ilerliyor. Maçka - Torul yolu üzerinde birbirinden güzel Karadeniz evleriyle karşılaşmak mümkün. Zigana Dağı’nın eteklerindeki bin 700 rakımlı Hamsiköy’ün sütlacı dillere destan. Trabzon'un doğal sınırını oluşturan Zigana Dağı’nı aşmak için önümüzde iki seçenek bulunuyor: Soldaki eski yol, inişli çıkışlı tepelerin kıvrımlarını izleyen keyifli bir dağ yolu. Sağdaki Zigana Tüneli ise Türkiye’nin en uzun tünellerden biri. Dağı aştığınızda farklı bir iklime hazırlıklı olmalısınız. Nitekim geçidin Trabzon’a bakan ucu ılıman Karadeniz, Doğu Anadolu’ya bakan ucu ise karasal iklim özellikleri taşıyor. Geçidin çıkışındaki Torul'da bulunan Karaca Mağarası, esrarengiz dehlizleri, ışıklandırılmış dev sarkıt ve dikitleriyle sıra dışı bir gezi parkuru. Yolun buradan sonraki bölümü, Doğu Karadeniz’in keşfedilmemiş hazinelerine açılıyor: Torul - Gümüşhane - Yayladere rotasını izleyip 2 bin 280 metrelik Salmankeş Geçidi’ni aşarak varılan Yağmurdere Vadisi, Karadeniz Dağları’nın en ulaşılmaz noktalarından biri. Yanbolu Çayı’nın kıyısına kurulan Dumanlı kasabası, tarihte yedi eski köyün merkezi olmuş. Bin 500 ile bin 800 metre yüksekliğindeki dar vadi çanaklarının içine oturan köylerin yapıları bugün de hâlâ ayakta. Sabah saatleri dışında, hemen her gün sislere gömülen köylere, kış aylarında gitmek riskli olabiliyor. 


KARADENİZ’İN ÇATISINDA
Maçka, çevresine yeşil birer zümrüt tanesi gibi dağılmış 20’den fazla yaylaya ev sahipliği yapıyor: Kiraz, Lapazan, Çakırgöl, Çatma Obası, Düzköy, Hıdırnebi, Kuruçam ve Sis Dağı bunlardan sadece birkaçı... Yörenin yüzlerce yıllık geleneksel kültürünü yansıtan taş ve ahşap evleri, dağ gölleri ve coşkun dereleriyle bölgenin karakterini yansıtan yaylaları mutlaka keşfetmek gerek. Bendeniz Trabzon sınırları içerisinde kalan Lişer ve Şolma'ya gitmeye karar veriyorum. Akçaabat - Pazarcık - Kayabaşı yoluyla ulaşılabilen Lişer Yaylası, zengin bitki örtüsüyle son derece ilgi çekici. 2 bin 30 metre yükseklikteki yayla, orman gülleri ve rengârenk çiçekleriyle gerçek bir yeryüzü cenneti. Turistik otel ve restoran seçeneklerinin de bulunduğu Trabzon yaylaları, yaz aylarında birer festival mekânına dönüşüyor. Maçka'dan batıya doğru 22 kilometrelik toprak bir yolla ulaşılan Şolma Yaylası, Kulin Dağı'nın vadileri arasında saklı. Bin 700 metre rakımlı yayla, doğal güzelliklerinin yanında, sayısız orman içi yürüyüş parkuruyla göz dolduruyor. Elektrik, su ve telefon hizmetleri mevcut olsa da konaklama tesisi bulunmayan yayla, çadır ve karavan kampçılarının uğrak yeri. Oksijen yüklü tertemiz havaya sahip yayla, yazın horon sesleriyle şenleniyor. Maçka'da yaşayacağınız bunca güzellikten sonra, dönüşte köy çarşılarından dokumalar, yerel peynirler, taze çay ve fındık almayı unutmayın. Çünkü bu cennet coğrafyayı çok özleyeceksiniz.

YOLA ÇIKMADAN ÖNCE
Doğu Karadeniz yaylaları gezisinde uzun yürüyüşlere hazırlıklı olmalısınız. Burkulmalara karşı ayağınızı koruyabilecek, su geçirmeyen botlar, yağmurluk ve rahat bir pantolon bulundurmanız çok önemli. Yürüyüşlere yerel bir rehberle de katılabilirsiniz. Küçük yaralanmalara, soğuk algınlıklarına ve mide bozukluklarına karşı koruyucu ilaç ve ilkyardım malzemeleri bulundurmanızda yarar var.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
* Sumela Manastırı’ndaki keşiş hücrelerinin bazıları rengârenk duvar freskleriyle bezeli.
* Doğu Karadeniz yaylaları nadir bulunan bitki türleri açısından çok zengin.
* Bölgenin binbir çiçekli doğasında üretilen ballar, pek çok şikâyete şifa oluyor.
* Ormanlarla kaplı Altındere Millî Parkı’nda ilginç ağaç şekillerine rastlanabiliyor.
* Maçka’dan Çamlıhemşin’e uzanan güzergâhta tarihi ahşap camiler bulunuyor.

MELİH USLU 
Seyahat yazarı, FOOD and TRAVEL Türkiye dergisi yazı işleri müdürü, 
Hürriyet Seyahat gazetesi Büyük Jüri üyesi