Anadolu’nun En Yaşlı Ormanında KASTAMONU - KÜRE DAĞLARI

Dedeman
ŞİMDİ AYIRT
OTEL BİR OTEL

SEÇİN

  • BİR OTEL SEÇİN
  • DEDEMAN İSTANBUL
  • DEDEMAN BOSTANCI HOTEL & CONVENTİON CENTER
  • PARK DEDEMAN BOSTANCI
  • PARK DEDEMAN ESKİŞEHİR
  • DEDEMAN PALANDÖKEN
  • DEDEMAN PALANDOKEN SKİ LODGE
  • PARK DEDEMAN GAZİANTEP
  • DEDEMAN KONYA HOTEL & CONVENTİON CENTER
  • PARK DEDEMAN DENİZLİ
  • DEDEMAN ŞANLIURFA
  • DEDEMAN TOKAT
  • DEDEMAN ZONGULDAK
  • PARK DEDEMAN ELAZIĞ
  • PARK DEDEMAN TRABZON
  • DEDEMAN ERBİL
  • DEDEMAN OSKEMEN TAVROS
  • PARK DEDEMAN KASTAMONU
  • PARK DEDEMAN ADIYAMAN
  • DEDEMAN KARTEPE KOCAELİ
GİRİŞ

26

EYLÜL

ÇIKIŞ

27

EYLÜL

ŞİMDİ AYIRT
Şirket / Promo Kod

E-BÜLTEN

Geri Bildirim Formu
Güvenlik Kodu

Anadolu’nun En Yaşlı Ormanında KASTAMONU - KÜRE DAĞLARI

Koruma öncelikli doğal alanlar ağı PAN Parks üyesi Türkiye’deki tek, Avrupa’daki 13 yerden biri olan Küre dağlarının kıyısında İnebolu’dan Çatalzeytin’e uzanan bir sonbahar rotası.

Ormanların arasından gökyüzüne doğru yükselmeye başlayan sabah güneşi yüzümüzü ısıtmaya başladığında, Küre dağlarının yamaçları arasında kıvrılıyoruz. Billur pınarlar, yemyeşil çayırlar, yılkı atları, mısır tarlaları ve asırlık yayla evleri yol arkadaşımız oluyor. Dik rampalarsa her virajda muhteşem manzaralara açılıyor. Koruma altına alınan dünyadaki 100 özel doğal alandan biri olan Küre Dağları Millî Parkı’na artık çok yakınız. 120’den fazla kuş türüne barınak olan bölge, Anadolu’da yaşayan memeli türlerinin üçte birinin de yaşam alanı. Bu zengin coğrafyanın sürprizlerinden biri olan Valla Kanyonu ise dünyanın en büyük dört kanyonu arasında anılıyor. Kanyonu gördükten sonra Avrupa’nın en yaşlı ormanına sahip Küre dağlarının eteklerindeki İnebolu’ya doğru hızımızı yükseltiyoruz. 

İSTİKLAL YOLU

Kastamonu’ya bağlı İnebolu ilçesi, konuklarını “Burası kayıkla, kağnının mucizeler yarattığı beldedir” levhasıyla karşılıyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’ya silah, cephane ve asker sevkiyatı İnebolu üzerinden yapılmış. İnebolu’dan Ankara’ya uzanan bu hat, günümüzde “İstiklal Yolu” adıyla tematik bir yürüyüş parkuruna dönüştürülmüş. İnebolu’ya gelip pırıl pırıl denizi ve tertemiz sahili fark etmemek mümkün değil. Güneşlenmeye çok zaman ayıramıyoruz. Çünkü hemen arkamıza yayılan aşı boyalı İnebolu evleri bizi çağırıyor. Eski bir Osmanlı yerleşimi olan ilçenin asırlık evleri, denize bakan teraslara kurulmuş. Nerdeyse birer konak büyüklüğündeki iki - üç katlı ahşap evlerin çoğu cumbalı... İlçe merkezinde bulunan 300’den fazla tarihi ev koruma altına alınmış. Önemli bir kısmı ise restore edilip turizme kazandırılmış. Akşamüstü saatleri İnebolu çarşısının en hareketli saatleri... Yerel dokumalar, ahşap mutfak gereçleri, bakır işleri ve yün eşyalar vitrinleri süslüyor. Nostalji kokan sokak araları, lokanta ve pastanelerle dolu... Etli ekmek ve çekme helvası, yörenin sevilen lezzetlerinden. Toprak kapta pişirilen, çorba kıvamındaki “göveç” ise sabahları yeniyor ve çoğunlukla öğleden sonraya kalmıyor. Deniz ürünleri için doğru adres ise sahildeki balık restoranları. Tercihiniz ister balık olsun ister etli ekmek, yörenin meşhur sözüne hak vermeden edemiyor insan: ”İnebolu’da güneş denizden doğar, denizden batar; bu bir ayrıcalıktır.”  

SAKLI KOYLARDA

Püfür püfür Karadeniz rüzgârları eşliğinde İnebolu’nun kapı komşusu Abana’ya uzanıyoruz bu kez de. Karadeniz sahil yolunu Sinop yönünde izleyerek, 22’nci kilometrede Abana’ya varıyoruz. Yemyeşil bir yamacın eteklerine kurulan Abana, otelleri, lokantaları ve çay bahçeleriyle hareketli bir yazlık belde. Çeyrek asır öncesine kadar Amasra ile birlikte Karadeniz kıyılarının en gözde tatil merkezlerinden biri olan Abana, uzun süre sessiz kaldıktan sonra yeniden canlanmaya başlamış. Beldenin Ankara’ya olan yakınlığı da önemli bir cazibe oluşturuyor. Yaklaşık yedi kilometre uzunluğundaki sahilinin büyük kısmı plajlardan oluşuyor. Yer yer taşlık olan bu plajlar arasında en çok Liman Plajı ve ilginç kaya oluşumlarıyla dikkat çeken Hacıveli Koyu tercih ediliyor. Deniz ve güneş keyfinin ardından, sahildeki bahçeli kahvelerden birine oturuyoruz. Yöresel yemekler otantik tarzda döşenmiş çardaklarda sunuluyor. Bir tür hamuru işi olan tereyağlı bazlama, muska şeklinde kesilmiş sebzeli mantı ve buz gibi yayık ayranından oluşan Abana usulü öğle yemeğinin en iyi tamamlayıcısı, kaşık helvası. Abana’dan itibaren bir yanda deniz, diğer yanda dağ manzaralarının eşlik ettiği zevkli bir yoldayız. 17’nci kilometrede vardığımız Ginolu Koyu, doğal bir balıkçı limanı. Yarım daire şeklindeki koyun çevresi ağaçlar ve yeşilliklerle bezeli. Koyun sağ yamacında manastır kalıntıları gizli. Çevrede kimsecikler yok. Koyun tadını çıkarmak da bize düşüyor. Burası, gözlerden uzak olup yüzmek ve güneşlenmek için ideal bir yer. 22’nci kilometrede karşımıza çıkan Çatalzeytin, ince bir sahil şeridinin hemen arkasına kurulmuş. 32’nci kilometredeki Türkeli ise mütevazı bir sahil kasabası. Yol boyunca sık sık duraklayıp denize giriyor; kasaba ve köy kahvelerinde çay içip, yeni dostluklar kuruyoruz ve “iyi ki buralara gelmişiz!” diyoruz.

MELİH USLU 
Seyahat yazarı, FOOD and TRAVEL Türkiye dergisi yazı işleri müdürü, 
Hürriyet Seyahat gazetesi Büyük Jüri üyesi

Bu site çerez (cookie) kullanmaktadır. Siteyi ziyaret etmekle çerez kullanımını onaylamaktasınız. Daha fazla bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.